Uzm. Psikolog Elif Baybuğa

0(505) 077 1873

ZİL ÇALDI! HAYDİ OKULA

Her yıl eylül ayının ilk haftalarından başlayan telaş; okulların açılması. Tüm aileyi etkileyen bu süreç; anne ve babanın neler yapması gerektiği, okulun nasıl olması gerektiği, çocuklarımıza nasıl davranmamız gerektiği gibi sorular, planlamalar, hazırlıklar ve koşturmacalarla başlar.

                Çocuklarımızın okula başlaması tüm aile bireylerini de etkileyen bir süreçtir. Aileler ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik olarak bu süreçten etkilenir. Sürecin ekonomik boyutunu ilk önce vurgu yapmam sizleri şaşırtabilir. Fakat anne ve babanın çocuklarının bu süreçte ihtiyaçlarını karşılamada ki güçlükleri ailenin sosyal ve psikolojik ortamını etkilemektedir. Ailelerin okulların taleplerini karşılarken dile getirdikleri ‘Bunu neden alıyoruz? Daha uygunu yok mu? Çok fazla ihtiyaç listesi, gibi ifadeleri çocukların gözlerinin önünde gerçekleşmektedir. Çocuklarımız daha sınıflarına girmeden okulun masrafı, hazırlığını ve koşuşturmasını gözlemlemektedirler. Son dönem bir reklam filmi beni epey güldürmesine rağmen aynı zamanda düşündürdü. İhtiyaç listesiyle eve gelen çocuğu babası karşılıyor. Babası listeyi görünce aralarında şöyle bir diyalog geçiyor. ‘evet, çocuğum bir annenin babanın görevi çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaktır. Fakat ben senin baban değilim.’ Anne devreye girerek, çocuğu korkutma, diye uyarıyor.  İronik bir şekilde baba kendi zorluğunu ifade ediyor. Çocuk bu durumda şaşkın ve durumu anlamlandırmaya çalışıyor. Anne ve baba çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken çocuğun bu koşturmacayı (olumsuz) etkilenmeden seyredebilmesini sağlamak gerekir.

                Ailelerin sosyal ortamı da okulların açılması ile şekillenmektedir. Aileler ev ortamını okula uygun olarak ayarlamaktadır. Örneğin; çalışan ebeveynler okul tercihlerini tam gün eğitim yapan okullar olarak tercih etmektedir. Çocukların okula başlama ve bitiş saatleri de ailenin bir araya gelme durumunu şekillendirmektedir. Veya ailelerin beslenme özelliği, uyku saatleri, televizyon seyretme durumları, sorumluluk alanları, sosyal etkinlik zamanları da okul süreci boyunca farklı şekillenmektedir. Okul ailelerin sosyal ortamı ve yaşamına etki etmektedir.

                Okulların açılmasının aile bireylerinin her birinin psikolojik yapısına etkisi vardır. Okula yeni başlayan çocuklarımız için bu önemli bir basamaktır. Ana kucağından okul sıralarına ifadesi kullanılsa da okulun da çocuklara sunduğu farklı bir kucaktır. Ana kucağı çocuğun gözüyle sevgi, ilgi, destek, güvenli ortamı ifade eder. Bu ortamın okul ortamında sağlanabilmesi çocukların okula uyumlarını kolaylaştırır ve kaygılarını azaltır. Çocuklarımızın erken dönemde yaşadığı sıkıntılı durumlar söz konusu olduğunda okula uyum zorlaşır ve kaygılı yapının düzelmesi zorlaşır. Erken dönem sıkıntılar; aile ve çevrenin etkisiyle oluşan duyguların düzenlenmesinde ki zorluk yaşaması, güvenli- güvensiz bağlanma durumları, anne ve babaların tutumları, çocuğun yaşadığı fiziksel ve duygusal güçlükler vs sıralayabiliriz. Okula uyum ve kaygının yatışması için çocuklara zaman verilmelidir. Ebeveynlerin yatıştırıcı, sakin, ilgili tavrı bu süreci kolaylaştıracaktır.

                Ebeveyn olarak çocuklarımızın ilgi, destek, sevgi ve güvende olabileceği ortamları planlıyoruz. Bu ortamlardan biri de okul ortamıdır. Okulların başladığı günlerde anne ve babanın da çocuklarından ayrılamadıklarını gözlemliyoruz. Bu nedenle okul bahçelerinde aileler arasında çocukları görmekte zorlanırız. Aileler tarafından heyecanla karşılanan durum (okulların başlaması) çocuğun gözünden neler oluyor? gibi soruları, şaşkınlığı, merakı ve heyecanı beraberinde getirmiş oluyor.  Okul tabi ki sadece çocuklarımız için başlamıyor tüm aile üyeleri için de başlamış oluyor. Okul ortamını güvenli kılmak, heyecanı yatıştırmak ve normal bir süreç olduğunu ifade etmek bu telaş ve heyecan ortamında sağlanamaz. Okul ortamının nasıl olduğu annenin, babanın, aile büyüklerinin (çocuğa bakım veren kişilerin) bakışıyla çocuğuna yansıttığı bir olgudur. Kaygılı bir ortam, güvenli bir ortam, sevgi dolu bir ortam, mutlu olacağım bir ortam, sevileceğim bir ortam sorularına cevabı ilk önce bakım verenin duygusundan, bakışından davranışından öğrenecektir. Bu bakış çocuğun gözünde olumlu ise bu öğretmenine ve okul ortamına sağlıklı bir şekilde yansıyacaktır.

                Hatırlanması gereken bir konu okulun ailemizin ayrılmaz bir parçası olduğudur. Ailenin sosyal, kültürel, ekonomik ve psikolojik yapısını etkileyen bir parçadır. Hayatımızın büyük bölümünde yan yana olduğumuz, ayrılamadığımız bir parçamız. Okul kurumuna alışılması gereken, başarılması gereken bir anlam yüklediğimizde kaygıyı arttırmak kaçınılmazdır.

                Birçok anne ve babanın çocukları hakkında; okulu sevmiyor, gitmek istemiyor, alışamadı, öğretmenine veya arkadaşlarına uyum sağlayamadı ifadeleriyle karşılaşılaşırız. Bütüncül bir bakışla bu ifadelerin kaynağında olumsuz bir davranışın öğrenilmesi mi, işlevsel olmayan düşüncelerin yansıması, erken dönem yaşanan sıkıntıların mı sebep olduğu aile ve çocukla birlikte ele alınması gereken konulardır.  

                Okullar hep hayatımızda ve çocuklarımızla birlikte soluk alan, canlı bir ortam haline geliyor. Okula yüklediğimiz duygu, düşünce ve tutumlarla çocuklarımızı uzaklaştırmayalım. Çocuklarımızın sosyalleşmesini, bireyselleşmesini, kendini gerçekleştirmesini ve öğrenmelerinin tadını çıkaracakları ortamlar yaratalım.

 

 

               

 

 

İnsula Psikoloji Üsküdar