Uzm. Psikolog Elif Baybuğa

0(505) 077 1873

ÖFKE NEDİR

Öfke, herkesin pek de sağlıklı, normal, iyimser bakamadığı bir duygudur. Temel olarak doğuştan belli duygu durumlarının içinde yer alır. Bir bakıma öfke; korku, tiksinme, haz duygusu, sevinç, utanç gibi duyguların içinde yerini doğuştan itibaren alır.

Bir insanın insan olabilmesi duyguları ile varlık göstermesidir. İnsan olabilmenin önemli unsuru hissedebilmek, duygularının farkında olmak ve bu duyguları dengeleyerek yaşamını sürdürebilmektir. Hangi duygu durumu olursa olsun yüksek düzeyde coşku ile yaşanması insanı ruhsal olarak etkileyen bir durumdur. Duyguların regüle edilmesi, dengelenmesi, doğuştan itibaren içinde bulunduğumuz çevrenin bize kazandırması gereken bir durumdur.

Öfke, temel bir duygudur fakat biz bu duygunun yaşanmasında, ifade edilmesinde ve doğurduğu sonuçlarda rahatsızlık yaşarız.  Öfkenin ifade ediliş şekli kişiyi içsel olarak inciten, kıran, yetersizlik duygusu yaşatan, bazen rahatlatan ama bazen de canını yakan bir duruma dönüşebilir. Öfkenin eylemsel olarak dile gelmesi kişiyi ve çevreyi hem fiziksel hem de ruhsal olarak zedeleyici bir durum yaratabilir. Bununla birlikte öfke duygusunun ifade edilememesi hem fiziksel hem de ruhsal anlamda sıkıntılar yaşanmasını da neden olabilir.

Öfke belli başlı bakış açılarıyla; yaşanan travmatik durumlarda oluşan incinmeler, yaşamda karşılaşılan engellemeler, kendini ifade edememe, ihmal duygusu, işgal edilme duygusu, yaşamda istenmeden alınan yükler, karşımızda kişinin bizde yaşattığı başa çıkamadığımız duyguların sonucu ortaya çıkan bir duygudur. İnsanın öznelliğinde öfke duygusunun yaşanması da farklılaşabilir. Bazen kendimize bazen de çevremize yönelttiğimiz bir duygudur.

             Öfke duygu olarak dile gelse ‘Beni doğru kullan. Kendini ve sınırlarını ortaya koymada işe yarar bir duyguyum. Benden o kadar da uzak durmana gerek yok’ diyebilirdi.

Öfke, ‘Beni içinde tutuyorsun. Bende senin mideni, başını, göğsünü ağrıtıyorum. Beni doğru ifade etmezsen seni fiziksel olarak hasta yapabilirim’ diyebilirdi.

Öfke, ‘An’da beni yaşamazsan zihinsel ve duygusal olarak sürekli tekrarlanan kısır döngün olabilirim’ diyebilirdi.

Öfke, ‘Beni eylemle yaşarsan fiziksel olarak hem kendine hem çevrene zarar verebilirim’ diyebilirdi. Bunun gibi birçok örnek dile getirebilirdi.

Bir insanın, ben hiç öfkelenmedim, demesi söz konusu değildir. Bu cümle öfke duygusunun bastırıldığını veya inkâr edildiğini gösterir. Sadece duyguların regüle edilmemesi, dengelenememesi değil duyguların inkâr edilmesi de yaşam kalitemizi bozacaktır.  Öfke dâhil tüm duyguların işlevsel yaşanması ve doğru ifade edilmesi mümkündür. Gerek yaşamımızda gerek psikoterapi sürecinde yaşamaktan korktuğumuz öfke duygusu ile başa çıkmayı sağlayacak gerekli destekler bütüncül psikoterapi bağlamında iyileştirebilir. Öfkeye sebep olan davranışsal, bilişsel çarpıtmalarla, dinamik nedenselliği ve varoluşsal kaynakla yüzleşip destek almak yaşamsal önem taşımaktadır.

 

İnsula Psikoloji Üsküdar