Uzm. Psikolog Elif Baybuğa

0(505) 077 1873

KAYGI

   Kaygıyı çağımızın hastalığı olarak düşünebiliriz. Bu duygu durumu insanların davranışsal, bilişsel ve dinamik nedenselliğine bağlı olarak tedavi edilir. Bazen genel bir duygu durumu olmasına karşın bazen de hayatımızın akışında bizi olumsuz etkileyen durumlara; sınava yönelik, kapalı ortamlara bağlı olarak kaygı yaşayabiliriz.

Kaygı da erken dönem yaşantılarının etkisi büyüktür. Erken dönem anne ve sosyal çevre ile kurulan ilişkiler duyguları düzenlememizi (regüle etme), bağlanma stilimizi, kimlik ve kişilik yapımızı etkiler. Bir bebek her şeyi coşku ile yapar. Bebeğin; ağlamasını, kahkahasını, acısını, endişe sini yatıştıracak yapıyı kazanması gerekir. Bu sadece kaygı anlarını değil tüm duyguları yönetmede kişinin dünyasını işlevsel kılar.

Yaşadığımız aileye, sosyal ve kültürel ortama bağlı bu duyguyu tetikleyen birçok unsurdan dolayı kaygıyı yaşıyoruz. Bazen de içsel olarak kişilik yapımız ve kişilik bozukluklarına bağlı erken dönem yaşantılarımızın etkisi ile bu duyguyu yaşıyoruz.

Kaygı, kaynağı ne olursa olsun insanları ilişkisel olarak birçok ortamda işlevsiz kılan bir duygulanım bozukluğu olarak karşımıza çıkıyor.

Kaygı bozukluğunun kaynağı, bireysel özelliklerine bağlı olarak danışanlara psikoterapi süreci uygulanabilir. Kaygıyı önleyici davranışçı, bilişsel yaklaşımlar ve psikodinamik yaklaşımlarla danışana destek vermek mümkündür. Birçok psikoterapi tekniği yer almaktadır. Psikoterapi sürecinde EMDR ve psikodramatik teknikler kullanılabilir.

Kaygının temel kaynağına göre terapi süreci değişebilmektedir. Danışanın öznelliğinde süreç belli olur.

Bu duygulanım bozukluğunda ilaçla tedavi de etkilidir. Fakat ilaç ve psikoterapi birleşimi daha etkili olabilir. Günümüzde kaygı ve stres altında ilaçla yatışan sistem ilacın kullanımı sonlandığında tekrar tetiklenebilmektedir. Kişilerin kaygının temelinde ne olduğunu fark etmeleri, duygularını regule etmeyi deneyimsel olarak yaşayabilmeleri bu rahatsızlığın giderilmesinde etkili olacaktır. Ellerinde bu rahatsızlıkla karşılaştıklarında kullanabilecekleri kaynaklarının olduğunun farkında olmaları önemli bir husustur.

Danışanlar bu duygulanımdan çıkamayacakları inancıyla terapiye gelirler. Bugün biliyoruz ki bu duygu durumunda beyinde salgılanan hormonlar da farklıdır. Bu duygu durumu beyin isleyişini de farklı etkiler. İşlevsel olmayan bu işleyiş kişinin terapiyi veya yardım alma davranışını da olumsuz etkiler. Bu konuda yardım alabileceğinizi bilmelisiniz ve bunu istemelisiniz. Kaygı duygusunu yaşarken zihninizin sizi yanlış yönlendirmesine izin vermemeniz dileğiyle.

 

Elif BAYBUĞA

Psikolog-Psikoterapist

İnsula Psikoloji Üsküdar