Uzm. Psikolog Elif Baybuğa

0(505) 077 1873

ERGENLİK DÖNEMİNE DAİR

Ergenlik; belli bir yaş dönemi(13-23 yaş) içinde insanların yaşadıkları fiziksel, duygusal, ruhsal, davranışsal değişimlerin hızlı yaşandığı bir süreçtir.

Bu dönemi gözlenen bazı duygu, davranış ve düşünce yapısıyla çevresini ve aileleri zorlayan gelişim basamağı diye nitelendirebiliriz.

Ergenlik dönemine; kanı deli akan, kararsız, karışık, öfkeli, sabırsız, asi, uyumsuz, uygunsuz, aşık, çılgın, dengesiz gibi sözcüklerin en sık duyulduğu yaş grubu da diyebiliriz.

   Ben bu döneme o kadar da karamsar ve önyargılı bakmamaya çalışıyorum. Bir anlamda kendimi iyimser nitelendiriyorum. Nasıl bakıyorum ve nasıl bakılmalı bunun hatlarını çizmek istiyorum.

Ergenlik dönemine bir insana tanınan ikinci şans olarak bakıyorum. Bu yaş dönemi kimlik ve kişilik oluşumunda bizlere verilen ikinci şans. Bu dönem; erken dönemde yaşanan travmatik olaylar, sıkıntılı durumlar, ihmal ve ebeveynin yokluğu gibi birçok olumsuz durumun yarattığı sorunların iyileştirilebileceği ve yeniden yapılandırılabileceği, kişiliğin yeniden oluşabileceği bir dönemdir. Ergenlik dönemi; bir nevi yeniden doğuş gibi düşünülebilir. ikinci bir şans olması fikri bizlere bu dönemin ne kadar önemli ve dikkat edilmesi gereken bir dönem olduğunu vurgulamaya yeter.

   Gençlerin gösterdikleri asilikler, uyumsuzluklar kimlik oluşturma ‘ben kimim?’ sorusunun mücadelesidir. ‘Benim düşüncelerim var’, ‘Benim duygularım var’, ‘Benim kendi başıma kararlarım var’. Bu cümleleri sarf etmenin sözsüz eylemi, sizinle ters düşmeleri, asi ve uyumsuz davranmaları anlamına gelir. Bize düşen gerçekçi ve sağlıklı cümlelere saygı duyabilmek, tüm asi tavırlarını üzerimize alınmadan sabırla karşılık vermektir.

   Ergenlerin yaşadıkları ikircikli duygu ve düşünce yapısı, anneden ve babadan sosyal ortamdan ayrışarak birey olabilme mücadelesidir. Bu durum, erken dönemde yürümeye başladıklarında çevreyi ve dünyayı tanımaya coşku ile adım atan bir çocuğun, anneden ve çevresinden ayrılırken yaşadığı ikircikli durumun benzeridir. Hem sizin yanınızda, yakınınızda olmak isterken hem de kendi başına hareket etmenin isteği ile birçok çelişkili davranış, duygu ve düşünce görürsünüz.

Ergenlik döneminde anneye, babaya bir anlamda otorite figürlerine karşı olma onların sizden uzaklaştığı değil bağımsızlık ve kendilik aktivasyonu ile ilgilidir. Sizin dışınızda var olma mücadelesidir. Onların karşısında değil yanında olmalı, gerçekçi olan tüm davranış ve düşüncelerine destek olmalısınız.

   Ergenlik döneminde verilen ikinci şans bazı bireyler için sancılı geçebilir. Psikoterapi sürecinin en büyük katkısı ergenle kurulan iletişimde yatar. Bu dönemde en önemli unsur olan kimlik ve kişilik yapısının şekillenmesinin yanında, genç insanın kendine zarar veren davranış ve düşüncelerine dikkat edilmelidir.

Eğer bir terapi sürecine başlanacaksa en önemli şey, genç insanın bunu istemesidir.  Bu sürece dışardan müdahale edilerek başlanması fayda sağlamamaktadır.

Gençleri anlatmak önemli bir iş, devamını bekleyin efenim.

 

Elif BAYBUĞA

Psikolog- Psikoterapist

İnsula Psikoloji Üsküdar